Make your own free website on Tripod.com

GENİTO ÜRİNER1

ADULT RENAL CARSİNOMASI

Genel :

 

Adult böbrek kanseri böbrek parankimi veya pelvisinden çıkar. İlk tedavi cerrahidir. Radyasyon ve kemoterapi de yerine göre (hormon) dahil kullanılabilir. Tedavinin başarısızlığında lokal rekürrens tek başına belirginlik göstermez (%20). Geç metastaz yapması ve sık sık tahmin edilemeyen davranışı nedeniyle uzun süre takibi gerektirir.

 

Patoloji :

 

Takriben %80 renal paramkilden adenokarsinoma (hipernefroma Grawitz tümörü ; Renal call karsinoma ,clear cell ca) olarak çıkar. %20 oranda da renal pelviste görülür ve bunların çoğunluğu transitionel cell karsinomadır,Sguamoz kanserler ise pelvis tümörlerinin %5’i kadardır. Prognoz tayininde tümör grade’i önemli bir faktördür. Çünkü yüksek gradeli tümörler daha fazla invazyon ve metastaz gösterirler.

 

Klinik Gidiş:

 

Renal kanserlerinin çoğu 50-60 yaş grubunda görülür.Erkeklerde iki misli fazladır.Tipik Bulgu:HEMATÜR’i dir. Hastaların yarısıda yan ağrısı ile birliktedir. Karında kitlede görüle bilir diğer bulgular ise ateş (%16) ve POLİSTEMİ (%3) dir. Major bulgular (Hematüri,kitle ve ağrı) hastaların ancak %9’unda birlikte bulunur. Hipertansiyon da görülebilmektedir.Hiper nefromalı hastaların yaklaşık yarısıdan yayılım renal kapsülden olur. Uzak metastaz hastaların 1/3’ünde ortaya çıkar %18 oranda hastalık bilateraldir. Yaklaşık olarak hastaların %1’inde spontan gerileme görülür.

Renal pelvis TRANSİTİONEL cell kanserler multiple olma meyili gösterir, renal pelvisten üretere ve direkt olarak üreter ve mesaneye yayılabilirler.

 

Evreleme ve Tanı Çalışmaları

 

Bşlangıçta yapılması gereken araştırma anemnez ve fizik muayene ile başlar (kitle,extremite ödemi). İdrar tetkiki ,idrar sitolojisi ivp,akc filmi,SMA.12 (karaciğer testleri ve serum ca), kemik sintigrafisi, tam kan sayımı (polisitemi veya anemi yönünden ) CT. (kist ve solid tümörü ayırır, lokalizasyon verir) Ultrasonagrafi (ayrı gaye ile ve kist kist boşaltılmasında faydalı) Arterriografi (selektif olarak damarlı tümörlerde çok doğru sonuç verir.)

 

TEDAVİ VE SONUÇLARI:

HİPERNEFROMA:

a)      Kesin Tedavi: Lokal ve lokal olarak ilerlemiş malingnitede Radikal Nefroktomi tercih edilen tedavidir. Renal veya vena kava da cerrahi sınır içindedir. Renal ven yayılımı kötü prognoz işaretidir. İlk tanı konulduktan yıllar sonra nüks edebilmekte ve metastaz yapmaktadır. Tedaviden sonraki yaşam sürvileri devrelerde gitgide düşmektedir.Evre I-II-% 40-65-III-%25-IV-%5). Bilateral renal kanserde tümörün büyük olduğu tarafa radikal nefrektomi karşı tarafa parsiyel nefrektemi yapılır.

Radyoterapinin Evre II ve III hipernefromda faydası sınırlıdır. 4500 rad.lık Preoperatif radyoterapi bazı ilerlemiş inopere kanserleri operabl hale,getirebilmektedir. 4500-5000 rad dozdaki postoperatif radyoterapi lokal kontrolü iyileştirebilmektedir. Amaç perinefritik yağ dokusu , lenfatik ve damarlardaki invazyonu tedavi ederek lokal nüksü önemlidir. Dolayısıyla sürvide bir iyileşme sağlanmaktadır. Primer radyoterapi genellikle nonrezektobl tümörlerde ve palyasyon gayesiyle kullanılmaktadır.

               

b)      Palyasyon: Metastazlı hastalarda palyatif nefrektomi ve hormonal tedavi (progesteron,restesron) nadiren faydalı olmaktadır. Kemik veya akciğerdeki izole metastazlar radyoterapi veya cerrahi ile tedaviye gidilir.Hipernefromların radyoterapiye dirençli olduğu husunda bir idda varsa da rekürrens veya metastatik hastalıkta radyoterapiye etkin bir palyasyon sağlanır.

 

RENAL PELVİS TÜMÖRÜ

 

Renal pelvis tümörlerinde nefro-ureterektomi seçkin tedavi şeklidir. Postoperatif radyoterapinin belirgin bir rolü yoktur. Transitional cell karsinomalarda 5 yıllık sürvi %30-40 civarındadır. Kan duvarına invazyon göstermeyen papiller transisyonel cell karsinomalarda invazyon olanlara göre sürvi(% 17) daha iyidir.(%52).Squamous cell karsinoma kötü prognoz gösterir. 5 yıllk sürvi nadirdir.

 

YAN ETKİLER

 

Akut: Geniş bir barsak ansi tedavi alanına girdiğinden böbrek tümörü nedeniyle radyoterapi verilenlerde bulantı,kusma ve diyare görülebilir.

Kronik-geç Etkiler: Patofizyolojik olarak böbrek ince damarlarındaki radyasyon etkisi nisbeten düşük dozlarda verildiğinde (400 rad.) glomerüler bozukluk görülür. Yüksek dozlar yapısal ve fonksiyonel olarak tüm renal yapıda değişme meydana getirebilir.

Klinik olarak radyasyon nefritinin gelişmesi için dozu ve ışınlanan böbrek volümüne göre değişir. 5 haftada 2300 rad. her iki böbreğe 5 haftada verilirse nefrit görülebilir. Böbreğin yarısı veya üçte birine 4000 rad.’lık bir doz nefrit geliştirmeden verilebilir. HİPERTANSİYON,PROTEİNÜRİ,ÖDEM,ANEMİ ve KARDİYOMEGALİ radyoterapiden birkaç ay sonra görülebilir. Bir böbreğe yüksek dozda radyasyon verilirse maling tansiyon görülebilir, bu nefrektomiden sonra tanınabilir.

Diğer renal yetmezlik sebeplerinde olduğu gibi,nefrit nedeniyle oluşan azotemiden dikkatli bir tıbbi tedavisi gereklidir. Diyetle protein ve tuz kısıtlamasını genellikle faydalıdır. Kortikosteroidler kontendikedir. Yüksek BUN (100 den) ve masif ödemde kötü prognoz görülür.

 

MESANE KANSERLERİ

Mesane kanserleri üriner sistem kanserlerinin en sık görüledir. Cerrahi ve radyoterapi kombine tedavisi genellikle kullanılır,fakat erken mesane kanserlerinde sadece biri tek başına daha başarılıdır.

 

PATOLOJİ

Mesane tümörlerinin yaklaşık %90’ı transitionel cell ca ve %10’u squamoz kanserdir. Adenokarsinoma nadirdir.Transitionel kanserler genellikle arka ve yan mesane duvarında görülür,fakat trigon ve kubbedede arası görülür. En önemli prognozo etkili faktör tümörün mesane duvarına invazyonun derinliğidir. Duvar invazyonu pelvik lenf nodu yayılımı %25’ten %50’ye çıkarır. Diğer prognostik faktörlerde histolojik grade’dir. B1 kanserlerde ,düşük grade’de ,lenf nod yayılımı %25 ‘in altındayken yayılımları antijan yapısını kaybetmiyenlerden daha fazla görülür.

 

 

Klink

Mesane kanserleri erkeklerde 2-3 misli fazla görülen ve 50-70 yaş grubunun hastalığıdır. Tütün kulanımı,anilin boyası ve şimik etkiler gibi kronik mesane irriatanları (cytoxan gibi) mesane kanserleriyle ilişkili görülmüştür.

Bilharziyalı hastalarda mesane squamoz cell ca oranı sıktır.Gros hematürü en sık görünen semtomdur.Disüri,sık idrar,idrar sıkışması %30-50 hastada görülür.

 

TANI VE ARAŞTIRMA

Çalışma anemnez ve fizik muayene ile başlar. Rutin araştırmalar akciğer filmi, tam idrara tetkiki,IVP,sistoskopi,biopsi ve tam kan sayımı,karaciğer testleri,kemik ve karaciğer sintigrafisi,ayrıca CT,transuretral ultrasound,ABO (H) antijen testi,flowsitometri mesane kanseri tanı ve değerlendirilmesinde yardımcı olurlar.

 

TEDAVİ VE SONUÇLAR

Mesane kanserinin tedavisi tümör stage’inin ötesinde bir çok faktöre göre değerlendirilir.Grade ve bölgesel yerleşim tedavi gereksimini belirler. Hastanın genel durumu ve önceki tedaviler hastanın tedaviye toleransını sınırlayabilir.

DÜŞÜK GRADE-YÜZEYSEL LEZYONDA (O.A) TRANSURETRAL REZEKSİYON İNTRAVEZİKAL TİOTEPA VE KEMOTERAPİ/İMMİNOTERAPİ (BCG) uygulanabilir. Multiple rekürrensler sıklıkla derin invazivdirlerve sistoktomi veya radyoterapi gerektirebilir. 5 yıl sürvey %60-70 tir. Yüksek grade superfisiyal tümör (O.A) sık değildir. Lokal rekürrense meyillidirler ve sık sık sistoktomi veya radyoterapi ile tedavi edilirler.

 

DÜŞÜK GRADE,B1 LEZYON: Segmentel rezeksiyon ile tedavi edilir.(Soliter mesane yan duvarı ve kubbesinde ise ve 3cm rezeksiyon kenarı varsa) Rezeksiyon yerine Radyoaktif İmplant

 

YÜKSEK GRADE B1 LEZYONLAR: Bölgesel lenf bezlereni metastaz yapma oranları daha yüksektir. Ve genellikle stage B2 ve C lezyonlardaki gibi kombine modelle tedavi edilirler.Değişik dozlarda postoperatif radyoterapi (2000 rad bir haftada 5000 rad 5 haftada ) kullanılır, ve bu 5 yıllık sürviyi arttırabilir.(%50) Tek başına radyoterapi veya sistektomide bu oran %20-25’tir. High grade B1,B2 veya C lezyonları olanlarda 500 rad postoperatif ve 4500 rad postoperatif radyoterapi ile %55-60 5 yıllık sürvi bildiren araştırmacılar vardır.

İnoperabl veya anrezektabl hastalara radyoterapi küretif amaçlı kullanıldığında tümöre 6500-7000 rad 7-8 haftada yani yüksek dozda verilir. Sadece radyoterapi ile tedavi edilen hasta sayısı %20-30 olmasına rağmen bunlardan 5 yıl yaşayanlar olmakta ve mesanesini yitirmek istemeyen bazı seçilmiş hastalar iyibir mesane fonksiyonu ile daha iyi yaşayabilirler böyle hastalar uteral obstriksiyonu olmayan ve TURB’da  tam rezeksiyon yapılan T2-T3 tümörlü hastalar grubuna alınır. Yüksek doz radyoterapi yetersiz kalan hastaların %50’sine kadar kurtarma sistektomi mümkündür.

 

YAN ETKİ (MORBİLİTE)

AKUT: 3000-4000 rad verildiğinde hastaların çoğunda akut sistik görülür. Mesane irritasyonu dizüri,,sık ve acil idrar bulguları ortaya çıkar.Sistite infeksiyonda etkilenebilir, bu nedenle idrar kültürü yapılarak uygun antibiyotik pyridium (100-200 mg bid) veya urispas 100 mg hastayı genellikle rahatlatır. Sistit bunlara cevap vermezse günlük doz azaltılabilir ve gecici olarak durdurulabilir.Akut sistik tedaviden bitiminden sonra ki 2 haftada düzelir.

GEÇ ETKİ: Yüksek doz verildikten 6 ay sonra bazı hastalarda kronik sistik görülür. 5000 rad veya az dozda tedavi edilenlerin %5’inden azında kontrakte mesane nedeniyle kronik problem gelişir. Doz 6500-7000 rad olduğunda hastaların %15’inde oldukça fazla kontraksiyon veya hemorajik sistik görülmüştür. Kronik sistik riski  TUR’dan en az 4 hafta sonra radyoterapiye başlanarak ve mesane iltihabıyla mücadele edilerek birde radyoterapi sırasında keteterizasyondan mümkün derece kaçınılmakla azaltılabilir.İnfeksiyonu önlemede mesane irritanı kesmek (çay,kahve,alkol) ve asit yapıcı diyet tavsiye edilir.

 

PROSTAT KANSERİ

Prostat kanseri 50 yaşın üzerinde cilt kanseri hariç erkeklerde en sık rastlanan kanserdir. Lezyon lokalzeyse cerrahi veya radyoterapiiyibir kür şansı sağlar.Lenf nodu yayılımı ve yüksek alkelen fosfataz fronozu kötüleştirir. Palyatif tedavide hormon faydalıdır. Hastanın takibi uzun süre yapılmalıdır, çünkü geç rekürrens ve metastaz sıktır.

 

PATOLOJİ       

 Adult prostat kanserleri daima sadece adenokarsinomadır.İki histolojik gradeleme kullanılır. Mostofi hücre yapısı ve histolojiye göre 3 grup tarif edilmiştir. 1) İyi 2) Ortaya 3)Kötü difransiye anaplastik gleoson’un sistemi histolojik yapıya göredir. N1-5 (iyi difransiye-kötü dif) major ve minör histolojik belirlemeyi gösterir. Bu numara özellikle sürvi ve nodal yayılım insidensiyle ilişkili olarak 2 den 10’a kadar uzar.(Gleson skoru) Gleason katagorisinde ise klinik stagele ilgili olarak histolojik yapı prognezle ilişkili olarak stage histolojiyi birlikte yansıtır.

 

KLİNİK GİDİŞ:

Stage A lezyon tesadüfen bulunur.(%10) Bunlarda rectal muayenede prostat normal bulunur ve sadece hastada obstriksiyon şikayeti vardır. Hastalık ancak transurtral prostat rezeksiyon materyalinde histolojik olarak tespit edilir.A2 de de durum aynıdır, ancak tümör 5 den fazla odak halindedir ve bu lezyonlar genellikle kötü difransiye adeno kanser olup pelvik nodlara yayılma oranı %25’tir. B1 lezyonlarında ise (%5-10) şikayeti olmadan da prostata abnormalite vardır. Lezyon intra kapsüllerdir.<1.5-B1—>1.5 B2 Clezyonlar da extra kapsüllerdir.D lezyonlarda yakın nod (D1) ve uzak metastaz vardır.(D2) ilerlemiş hastalık hastaların çoğunda tespit edilir.(Stage C %45, Stage D %40 olguyu teşkil eder. Bunlarda bazen obstiriksiyon ve kemik ağrısına rastlanır.) Prostat kanserin çoğu %85 posterior lobu tutar.Geri kalan ön lobdadırve palpasyonda bulunması zordur.

Bölgesel lenf nodlu yayalımı lezyonun hacim ve difransiyonuyla ilişki gösterir. Stage A1 lezyonlarının %10’undan azında ,Stage B de %20 ve Stage C de %65 oranında lenf nod yayılımı görülür. Gleason’un skorunda 2-5 arasında %14 yayılım varken 9-10 arasında hemen tüm olgularda vardır.

 

TANI VE EVRELEME ÇALIŞMASI

Dikkatli rektal fizik muayene esastır. Asid fosfataz,prostatik asid fosfataz rektal muayeneden önce bilgi verebilir. Alkalen fosfataz başta olmak üzere karaciğer enzim testleri,biopsi,kemik sintigrafisi,tam kan,IVP, ve akciğer grafisi evreleme ve lezyonu tanımlamave yaygınlığını saptamada başlıca yöntemlerdir.Lenf nod yayılımını saptamada lenfranjiyografi,lenf nodlarının cerrahi biopsi araştırması ortaya koyar.

Komputerize tomografi hem lezyonu ve yaygınlığını göstermede hem de radyoterapi tedavi planlamasında faydalı yöntemdir.

 

TEDAVİ VE SONUÇLAR:

RADİKAL PROSTOKTOMİ: Prostatin kapsülü üretra ve seminuler vesikülleri ile birlikte çıkarılmasıdır. Nodal yayılım %8-21 civarında olan lokalize B1 tümörlerde bu yöntem etkin tedavi şeklidir. Bu girişimde hastaların tama yakın bölümünde (%90-100) empotans ve %5-10 oranında üriner inkontines görülür.

RADYOTERAPİ :

Stage A,B ve C lezyonlarda 6500-7000 rad eksternal radyoterapi lokal lezyonu etkin şekilde kontrol edebilir.

Stage C hastalıkta veya nodal hastalık bulunduğunda (Lenfomjiyografi veya biopside ) tedavi olanı tüm pelvise yönelik ve 4500 rad veya daha fazla dozla radyoterapi gerektirir.Lenfademoktamiyle birlikte radyoterapi (whole Pelvis), %25 den daha fazla hastada peniste,skrotum ve bacakta ödeme neden olduğundan tavsiye edilmez. Aslında proflaktik ve tedavi edici nodal ışınlamanın yeri kesin belirlenmemiştir. Yüksek doz radyoterapi sonrası hastaların %30-50 ‘sinde İMPOTENS %5-10’unda inkontinens görülür.Klinik olarak tedavi sonrası kontrolde inaktif hastalık bulunmasına rağmen 18 ay sonra alınan biopside hastalık gözlenmemektedir.

Prostat kanserleride radyoaktif implant ile (1-125,Au196 vs) yapılan interstisyel  radyoterapi özellikle lokalize kanserde kullanımaktadır.(Stage B1,B2 ve küçük C) bu methodun etkinliği küçük volüm implantı ve homojen yerleştirme lie artar hem de 15000-18000 rad dozu prostata verebilme imkanı sağlar. Bu teknik pelvik nodal olmayanlarda uygulanır. Lenf nod yayılımında lenfoardenoktomi veya external radyoterapiye ilaveten intersititial radyoterapi uygulamasıda kullanılan yöntemdir. Kombine tedavilerde morbidite artmaktadır.İmplant uygulanan hastalarda lokal kontrol oranı %80-90 civarındadır.Prostata radyoaktif madde implantasyonundan sonra impotans %10-25 oranında görülmektedir.

Tedavi edilen hastalarda Stage A1 de sürvi 5-10 yılda %95-100 civarındadır. B evrede 5 yıl sürvi %70,10 yıl %45 C evrede ise %30-40 civarındadır.Evre D de hormon veya external radyoterapi tavseyi edilir.Orkiektomi de bir tedavi yöntemidir.

 

YAN ETKİLER VE MORBİDİTE

Akut: Radyoterapi süreside diyare ve dizüri sık görülür ve genellikle lomotil ile nisbeten kontrole alınır.

Kronik: Postat radyasyona oldukça dayanıklıdır. Hastaların %10’unda Proktit ve sistit görülür. Yapılan tedaviye göre değişmek üzere komplikasyon olarak impotans görülür.(%25-50)

 

TESTİS TÜMÖRLERİ

Testis tümörlerinin yeni araştırmalar ve eski bilgilerin ışığında tibbi gidişin tam anlaşılması sonucu tedavisinde oldukça ilerleme olmuştur.Seminomalar çok radyosensitiftirler ve hastaların %90’ı orsiektomi ve radyoterapi ile kür sağlanabilmektedir.İlerlemiş nonsenminom testis kanserlerinin tedavisinde de efektif kemoterapi kombinasyonlarıyla çok başarılı sonuçlar sağlanmaktadır.(Kür oranı %40’tan %80 ‘e yükselmiştir.)

 

PATOLOJİ

Testiküler malignitelerin çoğu (%95) germinal hücre tümörleridir.Germinal hücreli seminomalar (tipik anaplastik ,spermositik) ve nonseminom (embryonal, teretomalar ,terotokanserler ,karyokarsinomlar ) olmak üzere iki grupta toplanır. Germinal dışı olanlar ise intersitisyel,gonodal ve stromal orijinlidirler.

 

KLİNİK GİDİŞ:

Testis kanserleri 20-34 yaş arasında ensık görülen erkek genetial tümörleridir.Ağrı ve ağrısız Testiste Kitle en sık görünen bulgulardır.Çoğu zaman tümör tanısı konuluncaya kadar antibiyotik ile tedavi edilirler.Gineko masti,Huma Karyonik Gonodatropin salgılayan tümörlerde görülür.

İlk yayılımları sipermatik ven boyunca lenfotiklerle renal pedikül ve paraortik bölge lenfatiklerine olur. Paraortik ve vena kava çevresindeki lenflere yayılım çoğukez retrograttır.Daha sonra ki yayılım duktüs toriksiküs yoluyla sol supraklaviküller bölge veya transdiyafragmatik lenflere olur.Homojen metastazlar direkt vasküler invasyonla en çok akciğer,karaciğer,beyin kemiğine olur,Paraortik yayılımında en önde gelen bulgu bel ağrısıdır.

Seminomalar genellikle erken evrede teşhis edilirler.(%65 stageI,%25 Stage II) Non seminomalara daha ileri tanı konulur.(%45 Stage I,%35 Stage II,%25 Stage III)

 

TANI VE EVRELEME ÇALIŞMALARI

Evreleme çalışması için 1) Rutin fizik muayene ,akciğer filmi,tam kan, IPV ,Bipedal Lenfanjiyoprafi ,komputerize tomografi,serum a-pedal protein ve humen karyonik gonorotdopin tetkikleri yapılır. ;Tanı orkiektomi ile konur.Skrotuma kanser etkilimi olacağı nedeniyle trans-skrotal biopsi yapılmaz.

Nonseminom tümörleri %90’ında HCG veyaAFP yüksek bulunur.HCG özellikle karyokarsinomada yükselir. Bu tetkiklerin yarı ömrü AFP’de 5 gün HCG ‘de 1 gündür.

 

TEDAVİ VE SONUÇLAR

SEMİNOMALAR:

Erken evre seminomalı (evre I ve II) %90’ı inguinal orkiektomi ve radyoterapi ile iyileştirirler.Mikroskobik yayılım riski altındaki lenf nod bölgesi (homoleteral iliak ve retroperitoneal lenfler) “hokey Sopası” şeklinde tedaviye proflaktik amaçla 2500 rad dozda ışınlanır.Bu tedavi ile evre I de 5 yıl sürvey %98’dir Evre II adagross hastalık bölgesine 1000 rad fazla verilir.5 yıllık sürvi %90 oranda başarılır.Gerek duyulursa bu hastalarda mediaster  sol supravaküller bölge proflaktik olarak ışınlanır.Evre II, B de aynı bölgelere 2500 rad verildikten sonra gross hastalık bölgesinde doz 4500 rad ‘a çıkarılır.Bunlarda 5 yıl sürvi %60 civarındadır. Bunlarda ilk önce kemoterapi uygulanıp rezidüel hastalığı radyoterapi uygulanması uygulanan bir yöntemdir. Evre III-Iv ‘te ilk tedavi kemoterapi olmalı ve rezidüel hastalığa radyoterapi verilmelidir.Bunlarda 5 yıllık sürvi %60’ın altındadır.

NON SEMİNOMALAR

Efektif kemoterapinin kullanışıyla bu tümörlerin iyileştirilmesinde hayli başarı sağlanmıştır. Bu hastalarda inguinal orkiektomi uygulaması yanında Lenfadonektomiendiksiyonu vardır.Lenfaendoktomi aynı zamanda mikroskobik hastalığı tayinde evrelemde faydalıdır.Bu yöntemle tedavi edilen hastalarda retrograt ejekulasyon veya ejekulatuvar tam empotans ortaya çıkar.Lenfaendoktomide (+) nodül bulunan hastalarda kemoterapi (Cis-platium blomiycin,vinblastin kombinasyonu gibi) yapılır.Bu nedenle evre I ve II hastalarda sadece orşiektomi ve lenfadenektomi uygulanır.Kemoterapi nüks için saklanır.Bu hastaların en az iki yıl süreyle sık aralıkla kontrol gerektirir ve %85-90 kür beklenir.İleri hastalıkta büyük kitleli stage II, stage III ve IV’te ) kombine kemoterapi ilave edilir.Bunlarda %60-80 oranında kür umulur.Bu hastalarda radyoterapi mikroskobik hastalığı hatta bazen büyük lezyonu kontrol edebilmektedir. Ancak verilecek doz 5000-6000 rad’ ın üzerinde yüksek doz olmamalıdır.Çok ileri evrede sadece radyoterapi ile kontrol güçtür. Ve %35 sürvi sağlar.

Stage I ve IIA da lenfadenoktomi yapılmaksızın sürvi %80 olmaktadır.Bu nedenle erken evrede bu hastalığın postoperatif radyoterapi bir alternatif olarak kullanılmaktadır. Bu hastalarda nükslerin erken tespiti için serum marker’lerden faydalınır.(HGC,AFP) radyoterapinin başarısız olduğu vakaların %50’sinde kemoterapi ile hastalık tedavi edilebilmektedir.

RADYOTERAPİ YAN ETKİLERİ

Akut: 2500 rad ‘lık tedavide yan etki çok hafiftir.(Bulantı iştahsızlık ,diyare).Genellikle tedbir gerektirmez.

Kronik:2500-3400 rad larda kronik etkide görülmez Tedavi sırasında böbrek dozunun sınrılı tutulması gerekir.

 

RADYASYONUN SAĞLAM TESTİSE ETKİSİ

Testis radyasyona çok hassastır.100 rad origospermi’ye 600 rad muvakkat sterliteye sebep olabilir. Daha yüksek dozlarda ise devamlı sterlite yapılabilmektedir.Bu nedenle yüksek dozlardan (400 rad dan fazla) hemen sonra sperm sayısında azalma olur.Bu spermmositlerin direkt olarak ölümü (interfaz ölümü ) ile olmaktadır.

Düşük dozlar genellikle radyoterapi den sonraki 7. haftada spermatogini oligospermi yaparlar. Aspermiye 10. haftadan sonra rastlanmaktadır.

Ancak hastaların çoğunda skrotal radyoterapi gerekmez ve yapılan tedavi sırasında iyi koruma yapılırsa saçılan dozlarla sterlite gelişmez.

 

CRS